1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Ankara’da Kâmran Aziz
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Ankara’da Kâmran Aziz

A+A-

 

   Uzun yıllar oldu Ankara’ya gitmeyişim.

   28 Ocak günü Ankara’nın karlı bir havasıyla karşılaşmayı beklerdim. Aksine, Kıbrıs’tan güneşi Ankara’ya taşır olduk. Ve yazımın başında; bizi muhteşem bir sıcak karşılamayla “hoş geldiniz” diyen Güler Fedai hanımefendiye, etkinlikte bizi yalnız bırakmayan KKTC Ankara Büyükelçimiz İsmet Korukoğlu’na yürekten teşekkür ederim.  

   Bu yolculuğun bir vesilesi vardı elbet. Uzun zamandan beri organizasyonu için özellikle KKTC Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı Kültür Dairesi Müdürü; kadim dostluğumuzu paylaştığımız şair Şirin Zaferyıldızı Zaimağaoğlu ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı ( Türksoy)’un Kâmran Aziz Anma etkinliğiydi vesileye sebep olan.

   Kıbrıs ekibinde benimle birlikte Kültür Dairesi Müdürü Şirin Zaimağaoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Neşe Akcan Özlük ve Müzisyen Nafiz Dölek vardı.  

   Sevgili Nafiz’i; daha “teen-age” döneminden tanıyorum. Değerli hocam İlker Dölek’in oğlu olan Nafiz, İlker hocamın BRT-Tv’deki canlı yayın programlarında o gencecik yaşına rağmen enstrümanıyla grupta yer alıyordu. Gençlik ve yetişkenlik döneminde artık bir marka haline gelmiştir Nafiz Dölek. Onu bu muhteşem döneminde de görmek, sohbet etmek, Kâmran hanımın iki eserindeki yorumunu dinlemek benim için bu etkinliğin apayrı bir güzelliği.

   Kıbrıs ekibinde dostluğuma yeni bir ismi daha dahil etmiş oldum. Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Neşe Akcan Özlük. Kâmran hanımın besteleriyle büyüyen, çocukluk döneminden “Al Yemeni Mor Yemeni” şarkısını belleğine işleyen bu değerli Kıbrıs insanı, bir zamanlar Kâmran hanım için KKTC Turkcell sponsorluğunda belgeselini gerçekleştirdiğim ve ismini de “Nesilden Nesle Kâmran Aziz” koyduğum projenin; nesilden nesle nasıl yol aldığının en güzel örneklerinden biriydi.

   Doğrusu; değerli arkadaşım Şirin Zaferyıldızı’nın haftalarca bu etkinliğe katılmam için beni ikna etme çabalarını ötelemişsem de, günün sonunda “iyi ki kabul etmişim” demiş, ve doğru bir karar verdiğimi Ankara’ya gidişimde anlamıştım. İyi ki beni ikna etmiş, yürekten teşekkürler...    
   Paneldeki sunuşumda Kâmran hanımın özellikle yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp “Kâmran Aziz ve Arkadaşları” topluğunda seslendirmelerine fokus yapmıştım.

   Kâmran hanımın Türkçe söz yazdığı o yılların en popüler şarkılardan iki örnek vermiştim sunuşum esnasında. Biri; “O Sole Mio”... bu şarkıyı 1960 yılında Elvis Presley’den “It’s Now Or Never” olarak dinlemiş olsak da Kâmran hanımın 1960 öncesi bu Napolitan şarkının orijinalini yani “O Sole Mio” ismindeki şarkıyı 1940’ların sonu veya ‘50’lerin başında dinlediğini söyleyebiliriz. Çünkü söz konusu şarkı 1946 yılında beyaz perdeye bu isimle aktarılmıştı.   

   Bestesi 1898 yılında Napolitan türde yapılmış olsa da, filmde kullanılmasıya ancak 50 yıllık bir süre sonrasında dünyaca popüler olmuştu. Bu da gösteriyor ki aslında sadece bu şarkıya Türkçe söz yazarak yorumlaması, yani başka bir dilde yorumlanması, sadece Fecri Ebcioğlu’ndan değil, Elvis Presley’den de önce bu işlemi gerçekleştirmişti. Şarkının geleceğiyle ve popüler olabileceği ile ilgili bana göre müthiş bir öngörüye sahipti Kâmran hanım.

   Sözleri mi?.. kendisiyle 2006 yılında yaptığım bir tv program söyleşisinde kendi el yazısıyla fotoğrafını çekmeme izin vermesiyle arşivime alabilmiştim. Tarihe not düşerek sizlerle paylaşalım:

 

O Sole Mio (It’s Now Of Never)

-Güneşim-

Artık parlıyor, Neşeli bir güneş/Geçti avutmalar, Sıyrıldı bulutlar

Hafif bir rüzgâr, Çamlarda fısıldar/Artık parlıyor, Neşeli bir güneş

Bu güneşten de, Daha parlak/Bir güneş gördüm, O da sensin

Neş’em emelim, Hep sen,/Parlak güneşim, Sensin

 

   Bir diğer örnek şarkımızı da müzikle ilgilenenlerin çok iyi bileceğinden eminim. O da bir Tango olan “La Cumparsita”. Uzun yıllar müzisyenlik de yapmış biri olarak biz bu Tango parçayı özellikle modern Kıbrıs düğünlerinde genç çifti dans ettirmek için çalmışızdır. 1916 yılında Uruguaylı müzisyen Gerardo Matos Rodriguez tarafından yazılan eserin orijinalinde şarkı sözü de vardı fakat dünyaya daha ziyade enstrümantal olarak yayılmıştır. İşte Kâmran hanım bu esere de, biraz iddialı gibi görünecek olsa da, bana göre ilk ve tek Türkçe söz yazan ve icra eden müzisyendir. İşte söz konusu tv prgramımda fotoğrafladığım ve Kâmran hanımın Türkçe söz yazdığı “La Cumparsita”...

 

OBARSİTA (La Copmarsita)

Vuruldum siyah gözlerine/İnandım tatlı sözlerine

Aldandım düştüm ellerine/Bütün kalbimle seni sevdim.

(kışın seni hiç görmeseydim, merhamet et bana)

O gece bana ne baktın?/Göğsündeki gülü ne attın?

Neden beni yıktın?/Sonra bıraktın, Beni hiç acımadın?

Kastanetlerin elinde/Kırmızı kuşak belinde

Kalkıp dans etmiştik/Baş başa vermiştik, Gizlice sözleşmiştik.

Bana göre güzel bir etkinlik olmuştu TÜRKSOY evsahipliğinde. Kâmran hanımın kişiliği ve Kıbrıs Türk Müzik Kültürü için müzikal değerine ada dışında da sahip çıkılması, Kıbrıslı bir müzik insanı ve araştırmacım olarak gurur vermiştir. 

16-subat-2025-eralp-ankarada-kamran-aziz.jpg

Bu yazı toplam 1332 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar