Antalya’nın Hadrian Kapısı
Antalya’yı her ziyaret ettiğimde mutlaka Kaleiçi’nde eski Antalya’yı da ziyaret ederim. Oradaki mağazalardan hediyelik eşyalar alıp, lezzetli restoranlarında denize nazır yemeğimi yerim.
Antalya’nın tarihi sokaklarına girişi de mutlaka “Üçkapılar” olarak da bilinen Hadrian Kapısı’ndan geçerek yaparım.
***
Bugünkü sayfamızda da bu tarihi kapıyı yazacağız…
Hadrian Kapısı, 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti onuruna, kenti çevreleyen sur üzerine bir anıtsal zafer takı olarak inşa edilmiş.
Yapı, her iki cephesinde dörder mermer sütunla beraber, üç kemerli kapıdan ve iki kuleden oluşuyor.
***
Tarih kitapları, kapının üstünde bulunan yapının üzerinde bir yapının daha olduğunu yazsa da, üst tarafı günümüze ulaşamamıştır.
Kapının üstündeki izler göstermektedir ki kapıda muhtemelen en az 8 metre uzunlukta ikinci kat daha olduğu ve bu katın da üstünde Hadrian'ın ve ailesinin heykeli olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu kısımdan geriye yalnızca dört parça ulaşabilmiştir.
Bu parçalar biri 1 metre ve kare biçiminde, diğer ikisi 2 metre ve dikdörtgen biçiminde olan toplam üç arşitrav parçası ve bir adet sarmal sütundan ibarettir. Bu dört parça korunaksız şekilde kapının hemen önündeki ufak parkta yere serilmiş vaziyettedir.
Yatay duruşlarından ötürü zaman zaman bank niyetine kullanılan bu parçalardan biri, 2016 yılında bazı kişilerin gece ısınmak için yaktığı ateş sonucunda tahrip olmuş ve kararmıştır.
***
Zafer takı iki mimarî parçadan oluşmaktadır; kapı kısmı ve kule kısmı.
Her iki kısım da önlü arkalı olacak şekilde simetriktir.
Kapı kısmı oldukça süslü, desenli ve mermer gibi işlemesi zor madenlerden yapılmışken kule kısmı, surların devamı olacak şekilde taştan, basit şekilde inşa edilmiştir.
1882'de gün yüzüne çıkarılan kapının alt katı ise 1959'da büyük bir restorasyondan geçirilerek aslına uygun hâle getirilmiştir.
***
Kapı kısmı üç adet kemer ve tonoz tavandan oluşuyor.
Tonoz tavanlarda, ortasında papatyagilleri andıran çiçek desenleri ve meyve yaprağı motifleri olan ve çevresi kare şekilli rölyefler yer alır.
1959'daki restorasyonda sağ ve soldaki tonoz tavandaki çiçek motifleri restore edilse de, ortadaki tavan boş bırakılmış ve çiçek yerine düz yuvarlak rölyefler koyulmuştur. Üzücü…
***
Avrupa tarihinde Orta Çağ'ın sonu ile Yakın Çağ ve Sanayi Devrimi arasındaki dönemi kapsayan Yeni Çağ boyunca Antalya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi veya 1652-1727 yılları arasında yaşamış olan Hollandalı ressam ve seyyah Cornelis de Bruyn gibi gezginler, şehirden bahsetmelerine rağmen Hadrian Kapısı’ndan hiç bahsetmemişlerdir.
***
Kapı hakkındaki ilk bilgilendirmeyi 1812 yılında şehre uğrayan İngiliz fırkateyni HMS Fridericksteen Amirali Francis Beaufort yapmıştır.
1811-1812 yılları arasında Beaufort, kendisinin Karamanya olarak adlandırdığı güney Anadolu'yu haritalandırıp keşfetti.
Bu dönemde Hadrian Kapısı da dahil olmak üzere birçok antik kalıntı buldu.
Adana yakınlarındaki Yumurtalık'ta gemisinin mürettebatına Türkler tarafından yapılan bir saldırıda kalçasından ciddi bir şekilde yaralandı. İngiltere'ye döndükten sonra ise haritalarını çizmeye devam etti.
1817 yılında, "Karamanya; veya Küçük Asya'nın Güney Sahili ve Antik Kalıntılarının Kısa Bir Tasviri" adlı kitabını yayımladı.
***
Erken dönem araştırmacılar arasında kapıyı en detaylı şekilde tanımlan kişi 1882 yılında kenti ziyaret eden Lanckoroński olmuştur. Lanckoronski, detaylı çizim ve eskiz çalışmalarını “Pamphylia” ve “Pisidia Kentleri” adlı eserlerinde toplamıştır.
***
E. J. Davis adlı gezgin ise, okuyucularına kapı hakkında detaylar verir…
Kapının kapanan girişinin tekrar açılması için, yetkililerin 1872’de ciddi girişimlerde bulunduğunu, ancak surların iç kısmında, girişi kapatan bir evin olduğunu ve ev sahibinin evin yıkılmasına onay vermediğinden bu girişimin sonuçsuz kaldığını belirtir.
***
Kapı, 1882'de Mutasarrıf Turhan Paşa'nın girişimleriyle başlatılan hafriyat çalışmaları sonucunda, Hadrian Kapısı'nı çevreleyen sur ve duvarlar yıktırılmış ve tarihi kapının yarısı gün yüzüne çıkarılmıştır.
***
Bu çalışma devam ederken, kapının sütunları devrilmiş ve bu sütunlar yerine de örme dikilitaş usulü piramit biçiminde taştan payandalar eklenmiştir.
Ancak bu payandalar, 1959’da gerçekleştirilen büyük restorasyonda kaldırılarak, yerlerine aslına uygun olarak beyaz mermerden yapılma sütunlar konulmuştur.
***
Kapının sağında ve solunda bulunan kuleler, Roma döneminde şehir surlarının bir uzantısı olarak büyük kesme taşlardan inşa edilmiştir.
I. Alâeddin Keykubad döneminde mevcut kule uzunluğu kısa geldiği için batı kulesinin üzerine küçük taşlardan örme, 6 metre uzunluğunda ekleme yapılmış ve kulenin uzunluğu 15 metreye ulaşmıştır.
Ekleme yapılınca, orijinal kulenin parapetleri ikişer pencereye dönüşmüştür. Bu pencerelerin altında Osmanlıca kitabe yer alır.
***
Günümüzde Batı kulesinden itibaren 15 metre uzunluğunda sur devam ederken doğu kulesinden itibaren yaklaşık 50 metre sur devam eder.
Surların geri kalanı 1937 tarihinde Kaleiçi'nin rüzgâr almadığı ve fazla sıcak olduğu gerekçesiyle Belediye Başkanı Hüsnü Karakaş’ın emriyle yıktırılmıştır.
***
Çevredeki zemin ve asfalt yollar zamanla yükseldiği için kapı çevreden yaklaşık 1,5 metre aşağıda kalmıştır.
***
Hadrian onuruna dikilen kapıda, diğer zafer taklarında olduğu gibi bir kitabe bulunuyordu.
Antik Yunan alfabesiyle yazılan ve ikinci kemerin üstünde, ortada hizalanan bu kitabede İmparatorun tam ismi olan “Caesar Traianus Hadrianus” yazılıydı.
Büyük harflerle Antik Yunan alfabesiyle yazılan bu harfler altın görünümlü parlak bronzdan imal edilmişti.
İmparatorun isminden yalnızca ortadaki “ΤΡΑΙΑΝω” (Traiano) ifadesi günümüze ulaşmayı başarmıştır ve sonundaki Σ (S) harfi de eksiktir. Bu kelime, Hadrianus'un soyadı niteliğindeki “Traianos” kelimesini, yani amcası imparator Trajan'ın ismini yansıtmaktadır.
Kitabedeki tüm harfler 19. yüzyıl boyunca Avrupalı gezginlerce kapıyı çevreleyen moloz yığınları arasından toplanmış ve çeşitli ülkelere kaçırılmıştır. Bugün ise “Triano” kısmı Oxford'da bulunan Ashmolean Müzesi'nde sergilenmektedir.