
“Daha çok yeşil alan yaratmalıyız”
YENİDÜZEN’e dirençli kentler konusunda bilgi veren UKÜ Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Atakara, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yeşil alan eksikliğine dikkat çekti.
Hüseyin ÖZBARIŞCI
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Atakara, dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekerek, ülkemizdeki yapılaşmanın iyi bir noktada olmadığını söyledi. Dirençli kentler oluşturmanın bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Atakara, “Dirençli bir kent yaratmak, olası deprem ve sel gibi felaketlerin etkisini azaltırken, aynı zamanda daha çevreci bir yaşam alanı da sağlar.” değerlendirmesinde bulundu.
"Şehir içinde yeşil alan yok denecek kadar az"
Dirençli kentler için yapılması gerekenleri YENİDÜZEN’e anlatan Prof. Dr. Cemil Atakara, ısı adalarının aşırı sıcaklar ve soğuklarla başa çıkmada önemli bir rol oynadığını belirterek, bu etkinin artırılması için yapılaşmış alanlarda daha fazla yeşil alan bulunması gerektiğini vurguladı. Atakara, “Şehir içinde yeşil alan yok denecek kadar az.” dedi.
Kıbrıs’ın kuzeyinde kronik bir sorun haline gelen trafik keşmekeşine de değinen Atakara, “Yolları düzgün yapmıyoruz ama yollarımız hız kameralarıyla dolu. Bu, geri kalmış ülkelerin yaptığı uygulamalardır.” ifadelerini kullandı.
Deprem, sel ve yangın gibi felaketlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Cemil Atakara, “Adanın güneyinde, sel, deprem ve yangın felaketleri karşısında alınması gereken aksiyonlarla ilgili belirli önlemler mevcut. Ne yazık ki bizde bu önlemleri göremiyorum. Birçok felaket anında insanlar nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyor.” şeklinde konuştu.
"İmar planlarında dirençli kent konusunda ciddi zayıflıklar var"
Prof. Dr. Cemil Atakara, ülkemizde birçok bölge için imar planlarının hazırlandığını ve yürürlüğe konulduğunu, bazı bölgelerde ise hâlâ hazırlık aşamasında olduğunu belirterek, bu planların dirençli kentler oluşturma konusunda yetersiz kaldığını söyledi. Kıbrıs’ın kuzeyinde hazırlanan imar planlarının daha çok yapı ve trafik yoğunluğunu azaltmaya yönelik olduğunu ifade eden Atakara, özellikle yeşil alanların azlığı ve şehir güvenliği konularına dikkat çekerek, “Şehir içinde yeşil alan yok denecek kadar az.” dedi.
Türkiye’de 2023 yılında Hatay’da meydana gelen deprem ve 2018 yılında Girne Boğaz yolunda yaşanan sel felaketi nedeniyle yaşanan can kayıplarını hatırlatan Atakara, “İmar planlarında dere koruma alanları belirlenerek yasa ve tüzüklerle bazı önlemler alınmaya çalışılıyor. Ancak artık bunun ötesine geçmemiz gerekiyor. Küresel bir iklim krizi var ve bu kriz bizim bölgemizi doğrudan etkiliyor. Dirençli kentler oluşturmalıyız. Singapur, dünyanın en dirençli kentlerinden biri olarak öne çıkıyor. Singapur örneğinde, doğru adımlarla şehir içindeki yeşil alanların artırıldığı ve ısı adalarının önüne geçildiği görülüyor. Bu sayede yaz aylarında aşırı sıcaklardan daha az etkileniyorlar.” ifadelerini kullandı.
"Dirençli kentler gündemimizin ilk sırasında yer almalı"
Prof. Dr. Cemil Atakara, ülkemizde trafikle ilgili sorunlara da değinerek, “Şehirlerimizde yayaların yürüyebileceği alanlar kalmadı.” dedi. Kaldırımların aydınlatılması ve kavşak tasarımlarının doğru olup olmadığı gibi birçok faktörün değerlendirilmesi gerektiğini belirten Atakara, zayıf ve ilkel toplu taşıma sisteminin sürdürülebilir bir çözüm olmadığını söyledi.
Trafikte özel araçların fazlalığı ve yol güvenliğindeki ciddi eksiklikler nedeniyle kaldırımda yürüyen yayaların ezildiğine dair haberlerin artık olağan karşılandığını ifade eden Atakara, “Yolları düzgün yapmıyoruz ama hız kameraları koyuyoruz. Bu, geri kalmış ülkelerin uyguladığı yanlış yöntemlerden biridir.” diye konuştu.
Dirençli kentlerin en önemli özelliklerinden birinin güvenli yürüme yolları ve bisiklet yollarına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atakara, “Şehir içleri araç trafiğinden arındırılmalı. İnsanlar yürüyerek şehir içinde rahatça hareket edebilmelidir.” dedi.
"15-20 yıl sonra çok geç olabilir"
Prof. Dr. Cemil Atakara, dirençli kentler ve yapılar ile sağlanan sistemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunu yasalarla uygulayacak olanların Meclis’teki milletvekilleri olduğunu belirtti. Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesinin de büyük önem taşıdığını ifade eden Atakara, “Şehir içi parklar, bahçeler, yeşil çatılar ve ağaçlandırma projeleri gündemimizin ilk sırasında yer almalı. Çünkü 15-20 yıl sonra çok geç olabilir. İklim değişikliği bu hızla devam ederse çölleşmeye doğru gideceğiz. Bu yüzden önlemleri bir an önce almamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.
"Binaların restorasyonunda dirençli tasarımlar tercih edilmeli"
Türkiye’de kısa bir süre önce meydana gelen depremin, dirençsiz kentler nedeniyle büyük acılara yol açtığını hatırlatan Prof. Dr. Atakara, “Restorasyon modellerimizi güçlendirmemiz gerekiyor.” dedi. Hatay’da geleneksel yöntemlerle restore edilen binaların tamamının yıkıldığını belirten Atakara, restorasyon sürecinde doğru güçlendirme tekniklerinin ve çağdaş teknolojilerin kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Özellikle İskele ve Gaziveren bölgelerinde 10-15 katlı binaların yapıldığına değinen Atakara, bu yapıların yumuşak zemin üzerine inşa edildiğini ve doğru yapısal tekniklerin uygulanması gerektiğini belirtti. Ayrıca atık suların denize deşarj edilmesiyle çevrenin ciddi şekilde kirletildiğini ifade eden Atakara, “Bu durumu önleyebilmek için çevre ve iklim dostu binalar yapmamız gerekiyor.” dedi.
"Şehirlerimizin ve binalarımızın karnesi olmalı"
UKÜ Dekanı Prof. Dr. Cemil Atakara, şehirlerin ve binaların karnesi olması gerektiğine dikkat çekerek, bunun için bağımsız bir denetleme mekanizmasının oluşturulmasının şart olduğunu belirtti. “Şehirler, kendilerine bir yol haritası belirlemeli ve uzmanlar tarafından denetlenmelidir.” diyen Atakara, bu adımlar atılmazsa çok geç kalınacağını söyledi.
Yapılaşmada geleneksel izolasyon modellerinin tercih edildiğini belirten Atakara, “İklime uygun izolasyon standartları belirlenmeli. Doğru çözümleri hayata geçirmiyoruz. Bahsettiğim karne sistemi, binaların enerji verimliliğini artırmada önemli bir rol oynar.” dedi.
"Deprem olsa ilk yıkılacak bina Nalbantoğlu Hastanesi olur"
“Türkiye ve Güney Kıbrıs ile kıyaslandığında yapılaşma konusunda ne durumdayız?” sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Cemil Atakara, Türkiye’de doğru bir yapılaşma olmadığını düşündüğünü, Güney Kıbrıs’ta ise bazı yeni bölgelerde iyileşmeler görülebildiğini söyledi. Kıbrıs’ın güneyinde altyapının kuzeye kıyasla daha iyi olduğunu belirten Atakara, özellikle ulaşım altyapısının daha gelişmiş olduğunu ifade etti.
“Bugün bir deprem olsa, Kıbrıs’ın kuzeyinde hiç yıkılmaması gereken bina Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi olması gerekirken, iddia ediyorum, ilk yıkılanlardan biri olabilir.” dedi.
Kentlerin sürdürülebilirliği ve güvenliği için dirençli yapılar ve yeşil alanların artırılması kaçınılmaz bir gerekliliktir.
