1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Danimarka’dan Avrupa Demokrasi Derneği’ne Kıbrıs’ta “kayıplar” ve “toplu mezarlar” ve gerçeği arayışımızı anlattık…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

Danimarka’dan Avrupa Demokrasi Derneği’ne Kıbrıs’ta “kayıplar” ve “toplu mezarlar” ve gerçeği arayışımızı anlattık…

A+A-

19 Mart 2025 Çarşamba günü Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi'nde Danimarka'dan Avrupa'da Demokrasi Derneği'nden 50 kişilik bir gruba Kıbrıs'ta kayıplar, toplu mezarlar ve hakikatla ilgili çalışmalarımızı sunduk, sorularını yanıtladık. Danimarka Demokrasi Derneği’nden Bayan Trine ve Bay Zlatko tarafından ayarlanan bu toplantıda Danimarkalı Demokrasi Derneği üyelerinin Kıbrıs’taki kayıplarla ilgili pek çok sorusunu yanıtlama fırsatı bulduk. 2021'de pandemi nedeniyle Kıbrıs'a gelemedikleri için, bu derneğin üyelerine zoom üzerinden sunuş yapmış ve sorularını yanıtlamıştık... 
Danimarka’dan Avrupa’da Demokrasi Derneği’ne yaptığımız sunuşta fotoğraflarla son 24 yıldır üzerinde çalışmayı sürdürmekte olduğumuz Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıplar”ının öyküleri, onların gömü yerlerini aradığımız süreç içerisinde okurlarımızın oynadığı olağanüstü rol, okularımızın kendi mahallelerinde, kendi köylerinde tanık oldukları veya işittikleri olayları bize aktarmaları hakkında geniş bilgiler verdik. 

KIBRIS’TA KATLİAMLAR HAKKINDA BİLGİ… 
Danimarka’dan gelerek Kıbrıs’ta incelemeler yapan 50 kişilik gruba Muratağa-Atlılar-Sandallar, Abohor, Palekitire, Galatya, Dohni, Aşşa-Afanya katliamları ve buralarda öldürülen insanların yakınlarının öykülerini de resimlerle aktardığımız sunuşumuzda ayrıca iki toplumlu kayıp yakınları ve savaş mağdurlarının ortak örgütü “Birlikte Başarabiliriz”in faaliyetleri hakkında bilgiler de verdik.

KAYIPLARLA İLGİLİ SERGİLER HAKKINDA BİLGİ… 
Ressam Nilgün Güney’in küratörlüğünde 2013’te açılan “Gerçeğin Rengi” başlıklı iki toplumdan sanatçıların resimlerinin yer aldığı serginin yanısıra, bu yıl yine Nilgün Güney ve seramik sanatçısı Fotos Dimitriu’nun küratörlüğünde açılan ve halen adayı dolaşmakta olan “Acıdan Umuda” başlıklı resim sergisinden sanatçılarımızın eserlerini de gösterdiğimiz grubun bu konuda sorularını da yanıtladık.
Ocak ayında Lefkoşa’da Stelyos Vakfı merkezinde açılan “Acıdan Umuda” sergisi, daha sonra Mart ayında Oroklini’de açıldı ve şimdi de önümüzdeki günlerde 3 Nisan 2025’te Baf’ta, ondan sonraki hafta içerisinde 9 Nisan 2025’te ise Leymosun’da açılacak. Sergiye 12 Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum sanatçı eserleriyle katılıyor.

KAYIP YAKINLARININ ACILARI…
Danimarka’dan gelen Demokrasi Derneği üyelerine “kayıp” yakınlarının acılarının aynı olduğunu, “Türk acısı”, “Rum acısı” diye bir acı değil, “İNSAN ACISI” olduğunu seneler boyunca göstermeye çalışmamızı, toplumlarımızın yalnızca kendilerini “kurban” olarak görmekten uzaklaşıp, bu çatışmada tüm tarafların da acı çektiğini, herkesin kaybetmiş olduğunu aktarmaya çalıştığımızı örnekleriyle anlattık.
Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kayıp yakınlarını ve savaş mağdurlarını bir araya getirerek 2006 yılında ortak bir örgüt kurmalarını nasıl sağladığımızı anlattık ve “Birlikte Başarabiliriz” adlı bu örgütün köylerde, kasabalarda, şehirlerde, okullarda ne tür etkinlikler yaptığını resimlerle gösterdik. Bu örgütün liderlerinden Muratağa’da ailesinden 30 kişiyi kaybeden Hüseyin Rüstem Akansoy’un, Palekitire katliamında tüm ailesini kaybeden Petros Suppuris, Galatya katliamında babasını ve kardeşini kaybeden Hristina Pavlu Solomi Patça gibi kayıp yakınlarının kendi acılarına rağmen başka “kayıplar”ın bulunması ve barış için nasıl çalıştıklarını örnekleriyle gösterdik. 

SORULARI YANITLADIK…
Danimarka Demokrasi Derneği’nden üyelerin ayrıntılı sorularını somut örneklerle yanıtladık ve kendilerine Kıbrıs’ta “kayıplar” konusunda çalışmaları resmi olarak yürütmekte olan Kayıplar Komitesi’nin çalışmaları, kazılar, kimliklendirme ve bulunan “kayıp” kalıntılarının ailelere iadesi hakkında da bilgi verdik. Dünyada yaşanan “kayıplar”la ilgili çalışmalarla Kıbrıs’taki çalışmaları kıyasladık ve bu konudaki gözlemlerimizi aktardık. Eski Yugoslavya’da hiç zaman yitirmeksizin, savaş biter bitmez derhal “kayıplar”ın aranmasına başlandığını, bu amaçla uydu fotoğraflarından yararlanılıp havadan görüntülere bakılarak topraktaki farklı renklerden hareketle toplu mezar arayışına gidildiğini anlattık. Danimarkalılar’a, Kıbrıs’ta çok uzun yıllar kazılar yapılmadan zaman harcandığını, toplu mezar kazılarında herhangi bir “suçlama”ya mahal vermeyecek biçimde, gömü yerlerinden “kanıt” toplanmadığını oysa Yugoslavya’daki toplu mezar kazılarında gömü yerlerinden “kanıt” toplandığını da belirttik. Bunun nedeninin Kıbrıs’ta her iki tarafın da katliamlar gerçekleştirmiş kendi katillerini korumak maksadıyla Kayıplar Komitesi kurulurken vardıkları anlaşma sonucunda, “kayıp” yakınlarına “ölüm nedenini söylemekten kaçınma” üzerinde uzlaştıklarını, Birleşmiş Milletler yetkililerinin de buna göz yumduğunu aktardık Danimarka’dan gelen gruba… Böylelikle, Kayıplar Komitesi’nin görev tanımı ve faaliyet çerçevesi içerisinde, “kayıp” yakınlarına kalıntılar bulunduktan sonra verdikleri raporların da “ölüm nedeni” yazılmadığından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açabilecek nitelikte olmadığından, dava açmak isteyen kayıp yakınlarının dışarıdan adli uzman getirterek kalıntıları inceletmek ve ölüm nedenini de içerecek başka bir rapor almaları gerektiğini anlattık. Tüm bunların bir AB üyesi olan Kıbrıs’ta, bu konuda Avrupa’nın başka bölgelerine göre “çifte standart” uygulandığının bir göstergesi olduğunu, en somut örneğin ise eski Yugoslavya’daki süreç olduğunu belirttik.

DEMOKRASİ DERNEĞİ’NİN AMAÇLARI…
Danimarka’dan Avrupa’da Demokrasi İçin Aydınlanma Derneği’nin amaçları arasında, AB hakkında tartışma ve bilgilerin yaygınlaşması. Derneğin internet sayfasında yazılanlara göre, “Katılımcı bir anlayışla, Avrupa’da işbirliği çerçevesi ve içeriği hakkında açık fikirli ve kapsamlı bir tartışmanın mümkün olduğunca yaygınlaştırılması” için uğraş veriyorlar. Kısa adı DEO DK olan dernek, Danimarka çapında bilgilenerek Avrupa’da demokrasi için çalışmayı öngörüyor. Dernek ülke çapında toplantılar ve konferanslar düzenliyor, “Toplum Düşünüyor” başlığı altında yılda üç-dört kez bu tartışmaları içeren kitaplar ve yayınlar çıkarıyor, eğitim materyalleri hazırlıyor ve AB içerisinde çeşitli ülkelere geziler düzenleyerek yerinde o ülkeden insanlarla bir araya geliyor. Ağırlıkla gönüllülük temelinde çalışan derneğin odaklandığı ana konu demokrasi… “Demokrasinin katılım gerektirdiği ana sloganımızdır. O nedenle demokrasi, pratikte uyguladığımız ve davet ettiğimiz bir şey olmalıdır. Sadece uğrunda çalıştığımız bir ideal değil, aynı zamanda somut pratikte üzerinde çalıştığımız bir şey olmalıdır” deniyor derneğin internet sitesinde… Tüm siyasi partilere ve hareketlere eşit mesafede durmaya özen gösteren dernek, aynı şekilde AB kurumlarından ve örgütlerinden de bağımsız olmayı seçmiş. 

sayfa-17-danimarka-demokrasi-dernegine-murataga-atlilar-ve-sandallarda-eoka-bcilerin-katlettigi-bir-sinif-dolusu-kibrisliturk-cocugun-resimlerini-gosterdik.jpg

Danimarka Demokrasi Derneği'ne Muratağa, Atlılar ve Sandallar'da EOKA B'cilerin katlettiği bir sınıf dolusu Kıbrıslıtürk çocuğun resimlerini gösterdik...

sayfa-17-danimarkadan-gelen-demokrasi-dernegi-uyeleriyle-birlikte-dayanisma-evinde.jpg

Danimarka'dan gelen Demokrasi Derneği üyeleriyle birlikte, Dayanışma Evi'nde...


“Kolombiya’da barışın gölgesine saklanan düşmanlar…”

Kavel ALPASLAN/BİANET

Kolombiya, geçtiğimiz on yıllarda barış süreçleri ve silah bırakan gerillalara yönelik suikastlarla gündeme geldi. Fakat ülkenin geçmişinde buna benzer pek çok deneyim mevcut.

Başta yakın geçmişten hareket ederek, ELN (Ejército de Liberación Nacional - Ulusal Kurtuluş Ordusu) Komutanı Antonio Garcia ile geçtiğimiz aylarda çıkmaza giren barış sürecini konuştuk[1]. Daha sonra ise merceğimizi 1980’lere çevrirdik; M-19’un Kolombiya Hükümeti ile yaptığı silah bırakma anlaşmasını ve ardından gerçekleşen çarpıcı suikastı değerlendirdik[2].

Şimdi ise ülkedeki barış süreci dinamiklerini anlamak açısından kilit öneme sahip UP (Unión Patriótica - Yurtsever Birlik) deneyimine uzanacağız.

Bugün silah bırakan FARC (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia - Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) gerillalarına yönelik suikastlar, Kolombiya için pek de yeni bir olay sayılmaz.

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde hükümet ile FARC arasında bir müzakere masası kurulur ve nihayetinde varılan anlaşmada örgütün siyasi partiye evrimi kararlaştırılır. Gelgelelim bu sayede siyaset sahnesinde kendisinini coşkulu bir şekilde gösteren UP’nin işi pek de kolay değildir. Zira 1980’lerden 2000’lere kadar binlerce UP üyesi suikasta uğrar. Liderlerden seçmenlere kadar uzanan bu suikast dalgası, Kolombiya tarihinde büyük bir iz bırakır.

Peki bu süreç nasıl yaşandı? 2014’te barış anlaşması imzalayan FARC, kendilerini bekleyen tehlikeyi fark edemedi mi? Bugün UP deneyimi bize ne anlatıyor?

Gelin bugün bu sorulara yanıtlar arayalım.

 

URİBE ANLAŞMASI VE YÜKSELİŞ…

Kolombiya’nın 1982 yılında devlet başkanı seçilen Belisario Betancur hükümeti, ülkedeki çeşitli silahlı hareketlerle ayrı ayrı müzakere masası kurar. Bu doğrultuda çıkartılan af ile birlikte barış görüşmeleri daha da ciddileşir. FARC ile ilk ciddi diyalog 1983’te başlar.

Ertesi yıl tarafların imzaladığı Uribe Anlaşması ile birlikte barış sürecinde önemli bir mesafe kat edilir. Çift taraflı ateşkes ilan edilirken FARC eylemlerini sınırlandırır. Barış Komisyonu kurulur ve FARC gerillalarının sivil hayata dönüşü doğrultusunda çalışmalar başlar. Anlaşmanın hükümete verdiği sorumluğun başında FARC’ın mücadele ettiği toprak reformun katkı sunmak başta olmak üzere bir dizi sosyal reform vardır.

Son derece önemli 7. Madde’ye göre FARC üyeleri kendi iradeleri doğrultusunda örgütlenebilecekleri ekonomik, siyasal ve toplumsal alanların açılacağı kararlaştırılır. Bu anlaşma sonucunda UP, 1985 yılında Kolombiya’nın siyasi hayatında yeni bir siyasi aktör olarak doğar. FARC’ın yanı sıra kimi Kolombiya Komünist Partisi (PCC) üyeleri de kuruluşun içerisindedir.

Kısa süre içerisinde UP binlerce taban örgütüne sahip ulus çapında bir partiye dönüşür. Örgütün Birinci Kongre’si 2 bin 700 delegenin ve yüzlerce davetlinin katılımıyla gerçekleşir. UP, toplumun barış ve demokrasi özlemi arkasına alalar kitlesel gösteriler örgütler. Bu durum doğalında silahlı mücadele yerine siyasi çözümün de Kolombiya’da yeşerebileceği inancını doğurur.

Öte yandan FARC henüz tam anlamıyla silah bırakmamıştır. Partinin kuruluşundan bir yıl sonra Betancur, UP’nin de desteğiyle ateşkesi uzatmak için bir anlaşma daha imzalar.

Böylece barış sürecinin ‘deneme süreci’ biraz daha güçlenir. Hele UP’nin 1986 yılındaki parlamento seçimlerine katılmasıyla birlikte bu inanç iyice perçinlenir. Hükümet, seçim sürecince kampanya yürütebilmeleri için UP’ye ve üyelerine gerekli güvence sağlayacağını temin eder. Ayrıca FARC üyelerinin legal siyasete dahil edilmeleri için garanti ve özgürlük alanı sağlayacağını beyan eder.

Sadece dört aylık bir seçim kampanyasının ardındn UP, %9 oy alır. Böylece 15 Kongre Üyesi, 18 Milletvekili, 23 Belediye başkanı ile ülkenin en büyük üçüncü partisi konumuna gelir. UP’nin başarısı, o güne kadar Liberaller ve Muhafazakarlar arasında kurulan iki partili statükoyu da sarsar. Kolombiyalılar için üçüncü bir alternatifin varlığı sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde net bir şekilde ortaya çıkar. UP’nin adayı Jaime Pardo Leal oyların %10’unu alır. Bu, Kolombiya’da bağımsız bir partinin aldığı en yüksek oydur.

 

“BARIŞIN GÖLGESİNE SAKLANAN DÜŞMANLAR…”

Fakat en UP’nin en yükseğe ulaştığı an, sonun başlangıcını işaret eder. Hükümetin süreçten sorumlu yetkilisi eski bakan Otto Morales Benítez, beklenmedik bir şekilde görevinden istifa eder. Benítez “Kolombiya'da barışın gölgesinde gizlenen düşmanlar var” ifadelerini kullanır. İstifasından yaklaşık otuz yıl sonra, öldüğü güne kadar bu düşmanların kimliklerini açıklamaz.

UP’nin kuruluşu her ne kadar etkileyici olsa da ciddi bir çelişkiye yaslanır. Ateşkese rağmen FARC, henüz silahlarını teslim etmediği için kimileri partiyi ‘samimiyetsizlikle’ suçlar. Örgütün silah bırakma sürecini ertelemesi ise ordu tarafından yapılan sürekli kışkırtmalardır. Bu durum, Bogota’daki sivil hükümetin ülke genelindeki askeri birlikler üzerinde tam olarak kontrolü olmadığını ortaya koyar.

Paradoksal bir şekilde Leal seçim başarısını kutlarken UP’nin 300’ü aşkın militanı suikasta uğramıştır. Parti daha sonra FARC ile yaşadığı görüş ayrılıklarının ardından başkalaşıp örgütle arasına mesafe koymaya çalışsa suikast dalgasını engelleyemez. Yeni başkan seçilen liberal Virgilio Barco Vargas, Uribe Analşmasının zatıfladığını fark eder fakat suikastların artışıyla ipler kopma noktasına gelir. FARC ile UP arasındaki ayrılıkla birlikte ateşkes de 1987 yılında bozulur.

Militanlara yönelik saldırıları seçilmişler izler. UP’nin parlamenterleri, başkanları, senatörleri teker teker suikasta uğrar. Leal 1987 yılında, UP’nin bir sonraki cumhurbaşkanı adayı Bernardo Jaramillo Ossa ise 1990 yılında öldürülür. Toplam 9 Kongre Üyes, 70 Meclis Üyesi ve yüzlerce belediye başkanı, sendika lideri, öğrenci, köylü, sanatçı, mahalle temsilcisi... hepsi 2000’lerin başına kadar devam edecek şiddet dalgasına kurban gider.

Toplam 6 bin 200 civarı kişinin etkilendiği bu saldırılar Kolombiya tarihine ‘siyasi soykırım’ olarak geçer. Akan kan sadece UP’nin siyaset sahnesindeki gücünü etkilemez, suikastlar aynı zamanda toplumda barışa olan inancı ciddi bir şekilde sorgulatır. Devlet, yüzlerce şikayete ve uyarıya rağmen göz göre göre akan kanı engellemez ya da engelleyemez.

 

TEKRAR EDEN TRAJEDİ…

UP suikastları hakkında hak arama mücadelesi bugün hâlâ sürüyor. Saldırıya uğrayanlar ve yakınları çeşitli biçimlerde adalet aramaya devam ediyor.

FARC ile barış anlaşması imzalayan liberal Eski Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, 2016 yılında yaptığı açıklamada UP’nin başına gelenlere değinerek ‘böylesi bir trajedinin bir daha asl yaşanmaması gerektiğini’ söyler. Gelgelelim böylesi bir trajedi tam da Santos’un yaptığı barışın ardından yaşanır.

Özellikle kendinden sonra iktidara gelen muhafazakar İvan Duque yönetiminde silah bırakıp siyasi partiye dönüşen eski FARC gerillaların yönelik korkunç bir saldırı başlar. Suikastlarda yüzlerce insan yaşamını yitirirken ‘barışa ihanet edildiğini’ düşünen kimi FARC komutanları yeniden silaha sarılır.

Bu sebeple UP örneği, barışın ne kadar kırılgan ve tehditlere açık bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor. Anlaşılan o ki ‘barışın gölgesine gizlenen düşmanların’ bir yere ayrılmamış.

UP deneyimi sadece barış süreçlerinin toplumsal uzlaşı ve adalet mekanizmalarıyla da desteklenmesi gerektiğini göstermiyor; aynı zamanda Kolombiya gibi ülkelerde devletin kapsamı dışında kalan kesimlerinin özerk davranabileceğini, hükümetin istese dahi bunlara söz geçiremeyebileceğini açık bir şekilde gösteriyor.

M-19 örneği bize kan aksa dahi barışın subjektif yorumlarla ‘başarılı’ ya da ‘başarısız’ olarak nitelendirilebileceğini gösteriyordu. UP’ye baktığımızdaysa daha farklı açıdan riskleri gözlemliyoruz.

Puslu bir barış süreci gündeminde böylesi deneyimler, belki bir çırpıda okuduklarımızı anlamamızı sağlamaz. Ancak şüphesiz zihnimizi berraklaştıracaktır. Bu sebeple Kolombiya’daki ve diğer ülkelerdeki barış süreçlerini daha fazla incelemek gerekiyor.

 

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN KAYNAKÇA…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler Kolombiya'nın barış süreçlerine dair daha fazla bilgi arayanlar, YouTube'da yayınlanan Kolombiya'da Barış Süreçleri serisine göz atabilir: https://youtu.be/ONpV3YJPJQA?si=wCC5sjuzwxAhsT7z s

1- https://corporacionreiniciar.org/caso-up/historia-up/

2- https://www.infobae.com/colombia/2023/01/30/el-estado-colombiano-fue-declarado-culpable-por-el-exterminio-de-6-mil-militantes-de-la-union-patriotica/

3- https://colombiaplural.com/la-up-historia-del-fracaso-mas-sangriento-colombia/

4- https://mundoobrero.es/2023/02/03/historica-condena-en-colombia-contra-quienes-exterminaron-a-la-union-patriotica/

5- https://mundoobrero.es/2024/08/30/camina-la-justicia-para-las-victimas-de-la-union-patriotica/

[1]https://bianet.org/haber/eln-lideri-garcia-hukumetin-baris-iradesi-dedigi-teslimiyettir-304024

[2]https://bianet.org/yazi/silahtan-sandiga-kolombiya-da-m-19-un-barisi-305236

sayfa-16-resmmmma.jpg

(BİANET.ORG – Kavel ALPASLAN – 22.3.2025)

Bu yazı toplam 565 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar