Egemen ve eşit devlet KKTC masalı!
Oturup sağlıklı tartışmıyoruz…
Uzaktan kavga ediyoruz…
-*-*-
Mesela mı?
Mesela “nasıl bir çözüm?” konusunda sağlıklı hiçbir tartışma yok!
Demokrasi kuralları çerçevesinde, ülkedeki nüfus yapısının değiştirildiğini, bazı kişilerin geleceğimizi ipotek altına almak için siyaset yürüttüğünü keşke konuşabilsek!
Herkes kendi akoruyla kendi telinden bir şeyle tıngırtadıyor, o kadar!
-*-*-
Mesela keşke bu ülkede her türlü kara para işini çevirenlerin tamamının neden “devleti sonsuza dek yaşatacağız” diye bir kavga verdiği konusunda fikir jimnastiği yapabilsek!
-*-*-
Elbette devleti yani KKTC’yi ayrı, bağımsız, eşit ve egemen görmek isteyen “dürüst” ve de “doğru” insan tabii ki vardır ama bunlar da zaten bir elin parmaklarını geçmezler!
-*-*-
Haaaa “mevcut düzenin devamı için KKTC’cilik yapanlar”ın tamamına göre, örneğin ben ve benim gibiler “kesinlikle Rumlara satılmış”tır!
-*-*-
Oturalım konuşalım?
Hayır!
Ne gerek var!
-*-*-
Gardaccığım KKTC’de doğru giden hiçbir şey yok…
En KKTCcisinden, en Kıbrıs Cumhuriyetçisine kadar herkes bunun farkında!
Kimse, “düzeltelim” demiyor!
Hep karşı tarafı suçluyor!
-*-*-
Evet, işin hukuki gerçeği var, uluslararası hukuk var, devletlerarası ilişkiler var; KKTC diye bir devlet yok!
Bakın son Suriye olayı en açık ispatı!
Evladınız gözüyle baktığınız eski IŞİD veya El Kaide teröristi yeni Suriye Devlet Başkanı, Kıbrıs’ta yasal ve de resmi devlet olarak bir tek Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kabul ediyor!
Siz ne yapıyorsunuz?
Ağlıyorsunuz sadece!
-*-*-
Kırkızistan, Kazakistan kardeşleriniz de aynısını yapıyor!
Azerbaycan ve Özbekistan da!
-*-*-
Sistem tamamen yalama olmuş!
Eline 20 bin TL verilen bir kişi, Türkiye’den uçakla veya gemiyle geliyor; işaret edilen şahsı vuruyor, sonra aynı gemiye ya da uçağa binip gidiyor!
Allah polisimizden razı olsun, bazen veya sıklıkla kaçmaya çalışırken enselediklerimiz de yok değil ama hapse atılan da üç beş sene sonra, iadeden yararlanıp, memleketine kuş gibi özgür halde dönüyor yani!
-*-*-
Aşırı KKTC’ciler, bu ve benzer pis olaylara ses çıkarmıyor!
Çünkü “Rumlar bizi kesecek” üzerine kurdukları “tek siyaset” aslında bu noktada çürümüştür çünkü biri kesecekse, kim olduğu açık!
Herkes görüyor!
-*-*-
Meseleyi Halil Falyalı konusuna getireceğim!
Falyalı, şu andaki cumhurbaşkanının da hükümetin de seçilmesi için en yüksek miktarda para harcayan kişi miydi değil miydi?
-*-*-
Bunu herkes biliyor…
Bunun doğru olduğunu çok iyi bilen üç isim sayabilirim; biri bakan, biri cumhurbaşkanı biri de eski genel başkan!
-*-*-
Haaaa Ersin Tatar için kampanya yürüten kadro bunu bilmiyor muydu?
Salak mıydı o kadar?
Değildi!
Dönemin TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da biliyordu mesela…
-*-*-
Peki sonra ne oldu?
Sonra birileri bu ülkeye tekneyle ya da salla veya belki de uçakla – yüzerek geldi; burada silah buldu; Falyalı’yı vurdu ve gitti…
Şu vurduydu, bu tetiği çektiydi!
İyi tamam da “çektiren” ya da “çektirenler” kimdi?
-*-*-
Gerçekten bilmiyor mu kimse?
Falyalı’yı vuran Rum Mafyası olsaydı, milliyetçi dürüst ve de doğru abiler o gün bugün hala yazıyor olacaktı!
“Biz demiştik, Rumlar asla bir arada yaşayamayız…”
-*-*-
Konuşmuyoruz!
Tartışmıyoruz!
Halil Falyalı’nın ne tür işler yaptığıyla ilgili konuştuklarımız daha fazla…
-*-*-
Peki, Falyalı’yı ya da Cumartesi günü bir başka iş insanımızı vuran bu ülkeye nasıl girdi?
Neden girdi?
Sınır güvenliğimizi neden konuşmuyoruz?
Elbette Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştirecek değilim; sonuçta Dünya’nın en güçlü beşinci ordusu da bizim sınır galbuuuur!
-*-*-
Kimse konuşmuyor?
Gelin ülkeye girişlere şunu yapalım, bu şartları koşalım, elini kolunu sallayan girmesin, giremesin!
Vaaaaay sen benim vatandaşımı mı engellemeye çalışıyorsun?
Vaaaay hain Türk düşmanı vay!
-*-*-
Yok be canım, öyle değil!
Ama bu ülkede kimsenin can güvenliği de yerinde değil!
Bir şeyler yapalım!
“Gerek yok!”…
-*-*-
Öte yanda ihaleler…
İnanılmaz oyunlar, entrikalar ve paralar!
-*-*-
Düşünün ki İngiltere’den araç çalanlar var; bu çalıntı araçları ülkeye getirenler var; bu çalıntı araçları ülkeye kabul edenler var… Tamam, buraya kadar normal diyenler olabilir ama bu hırsızlık araçları kullanan bakanlar ya da bakanlıklar da var!
Yine kimsenin umurunda değil!
Neden değil?
E ülke toptan çalıntı!
-*-*-
Gelin bu çalıntı toprak kavgasını bitirelim, bir anlaşma sağlansın!
Yok!
Neden yok?
Çünkü Anastasiadis ve şimdi de Christodulidis “güvenlik ve garantileri kabul etmiyor; demek ki hala onların amacı bizi öldürmek, asla kabul etmeyiz”…
Ahanda bakın Anastasiadis ve Christodulidis masayı da terk etmişlerdi!
Crans Montana’da masayı onlar devirmişti!
-*-*-
İyi tamam da, sonuç değişmedi; onlar bizi kesecek endişeniz var ama şu anda onlar olmadan da her açıdan kesiliyoruz!
-*-*-
Ayıptır söylemesi, iki elimizle bir mikimizi doğrultamıyoruz!
MİK derken, mecaz anlamda kullanmış değilim!
Merkezi İhale Komisyonu diyorum…
İhale yapıyoruz, sonucu yayınlıyoruz ama birileri “hooops” diyor, vazgeçmek ve ona buna eve teslim ihaleyle uğraşıyoruz!
Neden?
Çünkü birileri bu işten ciddi paralar kazanacak!
Ve herkes bunu biliyor!
“KKTC çok yaşasın…”
-*-*-
Gelin bunları da konuşalım!
-*-*-
“Siz Rumlardan para yiyorsunuz!”…
Abciğim ablacığım bırakın bu zeka sıkıntınızı; açıktır ki birileri bir yerlerden para götürüyor ama bu para götürme adresinde Rum yok!
Siz varsınız!
-*-*-
Nur içinde yatsın, Asil Nadir bana bir gün bir İngilizce kitap vermişti…
Lee Kuan Yew…
Singapur’u Singapur yapan eski lideri…
Asil Nadir bu adamla ahbaptı…
-*-*-
Lee Kuan Yew bir diktatör müydü?
Elbette tartışılır…
Çeşitli kaynaklardaki bilgilere göre “… 1965'teki bağımsızlığından itibaren Singapur, Lee'nin katkıları sayesinde, görece geri kalmış ve fakir bir tarım toplumundan Asya'nın en gelişmiş ve en zengin ülkelerinden birisine ve uluslararası bir havacılık, bankacılık, finans, turizm ve nakliyat merkezine dönüşmüştür. Singapur, Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong Dört Asya Kaplanı'ndan birisi olarak adlandırılmıştır.”
-*-*-
Neden bu adamı örnek verdim?
-*-*-
Abi, bizde siddin senedir çöp sorununu çözecek ihaleye çıkamadık?
Neden çıkamadık?
Çünkü rüşvette ve komisyonda uzlaşamıyoruz da ondan!
-*-*-
Singapur ne mi yapmıştı?
Singapur’da çöp yok!
Allah Allah nasıl olur?
Olur olur bal gibi olur!
-*-*-
Singapur’da çöpler toplanıyor…
Bu işin fabrikası var…
Çöpleri ayrıştırıyorlar, yakıyorlar…
Enerjisiyle ülkeye elektrik sağlıyorlar…
-*-*-
Yaklaşık 6 milyon nüfuslu Sigapur’da her gün 2 bin 550 çöp kamyonu sokağa çıkıyor…
Çöp topluyor…
Bu çöpler senede 365 gün, 1000 derece santigartta yakılıp enerjiye dönüştürülüyor…
Isısından elektrik üretiliyor…
-*-*-
Peki atık nereye kullanılıyor?
Asfalt yapımına…
Yol inşa ediyorlar…
-*-*-
Biz ne yapıyoruz?
Biz Güngör Çöplüğü’ne “ihalesiz” bir dozer koyduk, ayda 10 milyon TL sadece o dozer için bir şirkete ödeniyor…
Dozer operatörü de gelen çöpleri dağa bayıra çukurlar açıp üzerine toprak koyuyor!
-*-*-
Kıbrıs sorunu çözülmeli mi?
Evet!
-*-*-
Bu sorunun çözümünün Rum toplumu ile bir ilgisi yoktur…
Sorun çözülürse, Rum toplumunun keyfinde çok bir değişim de olmayacaktır…
Onlar çözümde, erkek toruncuğunun bülücüğü ile ilgili şaka yapan dede pozisyonundadır…
-*-*-
Çözüme ihtiyacı olan bir tek Kıbrıs Türk toplumudur…
Ve o toplumun güvenliği, geleceği, varlığı, yapısı, kültürü bitirilmek üzeredir!
-*-*-
Hala siz bana ya da benim gibilere “Rumlardan para alıp bunları yazıyorsun” demeye devam edin!
Malı götürüyorsunuz, gayet açık!
Gurguranızda galsın, amin!
Ve yeter artık!
-*-*-
Oturup konuşalım, konuşun…
En azından çöp işini halledin, alkışlayalım…
Yok da bir dozere ayda 10 milyon TL be gardaş?
Üstelik yığılan çöplerin kokusu ve dumanı bir yana, her an faciaya da yol açabilir ki o da ayrı bir çevre meselesi, güvenlik meselesi!