1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Ülkenin iki tarafı da faşist ruhlarla kaynıyor ve onlar her zaman kurbanla besleniyor!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Ülkenin iki tarafı da faşist ruhlarla kaynıyor ve onlar her zaman kurbanla besleniyor!

A+A-

Tarihte, insan kurban etme çok önemli bir ritüeldir…
Genellikle “Tanrıları” mutlu etmek adına binlerce, hatta milyonlarca insan kurban edilmiştir ve bu konuda yazılmış çok sayıda kitap vardır… 

-*-*-

Ritüel insan kurban etme günümüzde oldukça nadirdir…
Hatta artık hemen hiç yoktur…

-*-*-

Yani insanı hala kurban ediyorlar ama yüzlerce yıl önceki gibi toprağını kana akıtmak gibi bir hedefleri yok.
Öldürmüyorlar belki ama ölüme terk edebiliyorlar!

-*-*-

Artık bir çok ülkede, sadece “politik çıkarlar ve ideolojik çıkarlar” uğruna bazı kurbanlar söz konusudur!

-*-*-

Mesela Simon Aykut…

-*-*-

Zavallı adam önce KKTC denen vurgun diyarında, vurguncuların kurbanı edilmiştir…
Bir grup ırkçı faşistin kendisini ihbar etmesi sonrası, bu kez milliyetçilik yaparak iktidar elde eden Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki “politik ve ideolojik çıkarın” kurbanı olmuştur…

-*-*-

Simon Aykut kesinlikle suçsuzdur…
Ve açıkça kurban edilmiştir.

-*-*-

Güney Kıbrıs’taki mahkeme dün Aykut’un tutuksuz yargılanma talebini bir kez daha reddetti…
“Değerlendirmemiz gereken yeni bir gelişme yoktur” kararına varan mahkeme, Güney Lefkoşa’daki Merkezi Cezaevi’ndeki sağlık önlemleri ve sağlık hizmetlerinin de yeterli olduğuna hükmetti…

-*-*-

Simon Aykut, 2024 Ağustos’unda sağlık sebepleri ile bir doktor tarafından tetkik edilmek için başvurdu.
Kasım 2024’e doktor randevusu alındı…
O doktor, “tercüman yok” diyerek randevuyu erteledi…
Simon Aykut’u, Şubat 2025’te bir doktor muayene edebildi…

-*-*-

Ve ayrıca Mahkeme, Simon Aykut’un prostat kanseri olasılığı ile ilgili olarak İngiliz doktorun verdiği raporu da “takmadı”!

-*-*-

Çok yazık!
Üzüntü verici bir gelişme!
Ülkenin iki tarafı da faşist ruhlarla kaynıyor ve onlar her zaman kurbanla besleniyor!

-*-*-

Çünkü, eğer Güney’de yasa, hukuk, adalet varsa; Simon Aykut’a, Kuzey’de yatırım yapma izni hatta vatandaşlık veren; hatta ve hatta O’nu teşvik edenleri de tutuklamak zorunda değil mi?

-*-*-

Daha önce de yazmıştım, dünkü mahkeme kararı ile artık bundan eminim:
Simon Aykut, “yasadışılığı yasal kabul eden doymak bilmeyen Kuzey Kıbrıs yöneticilerinin affedilmez ihmalinin” ve tabii ki bu affedilmez ihlale “insanlık dışı ve de acımasız faşizmle yaklaşan” Güney Kıbrıs yöneticilerinin içine tükürülmesi gereken tutumunun “KURBANI”dır! 


Asil Nadir’in vasiyeti

O vasiyet gerçekten Asil Nadir’e mi aitti?
Sanmıyorum…

-*-*-

Ama beni hiç ilgilendirmez…

-*-*-

Nokta Kıbrıs’ta, bu konuda bir haber – yorum yayınlandı… 
Bu haberde, bir başka haber sitesi Ajans Cyprus’ta yayınlanan habere dikkat çekildi…

-*-*-

Vasiyetteki “Bu topraklarda doğmuş ve bu topraklarda ölmüş bir Kıbrıslı olarak” ifadesi dikkat çekiyor!
Asil Nadir’in öleceğinden emin bir şekilde vasiyet yazmış ya da yazdırmış olma ihtimali bence sıfır!

-*-*-

Aklıma meşhur bir mektup geldi…
Bir baba, Ankara’da okuyan oğluna mektup yazıyor…
O zamanlar mektup vardı; e – mail, Facebook veya Whatsapp toktu!

-*-*-

Neyse, baba mektubun sonunda oğluna diyor ki; “… oğlum Ali, annen ve ben sana para da gönderecektik ama zarfı yalayıp kapattığımız için gönderemedik…”

-*-*-

Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Asil Nadir’in cenazesine, kendisini bir baba gibi gören çok sayıda ‘evladı’ ve yurt dışında yaşamlarını devam ettiren dört oğlu ve bir de kızı katılmadı… 
Neden gayet bilindiktir… 

-*-*-

Asil Nadir’i en iyi tanıyanlardan biri olan ve en uzun süre O’nunla çalışan kişi olan sevgili büyüğümüz Ahmet Tolgay, “… Asil Bey'in cenaze töreni toplumun vefa duygusunun sınanmasına da vesile oldu... Çok yazık!.. Onu anlatmayı sürdüreceğiz...” diye yazdı…

-*-*-

Sevgili Ahmet Abi; bence bir çok kişinin neden cenazeye gelmediğini çok iyi biliyorsun… 
Vefasızlıktan değildir… 
Gelip de Asil Bey’e yaşarken değer vermeyip, öldüğünde gösteriş yapacağı kesin olan “O’nun Bu’nun” şovuna ortak olmak istemedi insanlar… 

-*-*-

Haaa vefasızlık mı?
O cenazeye gitmeyen on binler, yaşarken asla saygısızlık ya da vefasızlık etmemiş, arkasından konuşmamış; malını mülkünü, yatırımlarını da elinden almamıştır… 


Casino!

Casino sektörü, ne isterseniz söyleyin, KKTC Ekonomisi için çok ciddi bir sektördür ve mevcut koşullarda alternatifi de yoktur!
“Hayır vardır” diyen, lütfen anlatsın, dinleriz ve yazarız…

-*-*-

Şu haber benim çok dikkatimi çekti: “… KKTC’nin en önemli ekonomik üstünlüklerinden olan casino sektörüyle ilgili atağa geçen ve bu sektörü önemseyen Rum yönetimi meyveleri toplamaya başladı”…

-*-*-

Rum Yönetimi, özellikle KKTC’deki ultra lüks casinolara giden kendi vatandaşlarını engellemek için “yasal” anlamda her yolu deniyor…
Yıllarca Kıbrıs Cumhuriyeti’nde “yasak” olan casinolara, sırf bu yüzden izin verildiği de gayet açık bir şekilde biliniyor…

-*-*-

Ve şimdi, Güney’de, yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nde casinolara çok sayıda Kıbrıslı Türk de gitmeye başladı…

-*-*-

Elbette farklı çok nedeni olabilir ama Kıbrıslı Türklerin Güney’deki casinolara gidiş sebeplerinin en başında gelen, bizdekilere girişin sıkıntılı olmasıdır…

-*-*-

Sıkıntılı dedim yasak demedim, dikkatinizi çekerim…
Evet yasaktır da!
Ama bir çoğu bu yasağı takmasa bile, haliyle çekinebiliyor.

-*-*-

Casino sektörüyle ilgili yayınlanan raporlarda, Güneydeki casinolara giden müşterilerin büyük çoğunluğunu Kıbrıslılar oluştururken, yapılan analizlerde çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün de yasak olmadığı için güneyi tercih ettiği gözlemleniyor…

-*-*-

İlgimi çeken haberde, şu cümle de çarpıcı: “… KKTC vatandaşlarının ülkemizde casinoya girişinin yasak olması nedeniyle çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün güneye gittiği casino park yerlerindeki araçlarda net olarak görülmektedir.”

-*-*-

Hem de Lefkoşa’da Metehan’a iki – üç kilometre uzaklıktaki casinonun park yerinde değil;  Limasol’daki casinolu otelin açık park yerinde KKTC plakalı araçlar gözlemleniyor… 

-*-*-

Şimdi bir çok kişi, “vaaaay da sen zaten horozcuları da desteklediydin”lere falan gelebilir…
Değil kardeşim!
Alakası yok!
Horoz üzerinden kumar oynanması değildi benim desteklediğim!
Cezanın absürt olmasıydı!

-*-*-

Ve evet, KKTC’de vatandaşların casinolara girişi serbest bırakılmalıdır…
Nasıl mı?
Bu iş yazılı ve paralı izne tabi olabilir; üyelik uygulaması başlatılabilir…

-*-*-

Ne yapılacağına oturup birlikte karar verilmesi lazım!
Ama Rum tarafının son derece planlı ve zekice hareketi karşısında, hiçbir şey yokmuş gibi izlemek; eminim doğru bir izleyiş olmaz!

-*-*-

Haaaa kumar çok ciddi bir hastalık mıdır?
Evet!
Ailelerin mahvına sebep oluyor mu?
Oluyor!
Peki bunu yasakla engelleyebilir misiniz?
Hayır!

-*-*-

Babam, hayatı kumar onayarak geçmiş biriydi…
Kendi çapında oynadı; ailesini de ihmal ettiğini kimse söyleyemez!
Bütün kumar oyunlarını çok iyi biliyorum ya da bildiğimden eminim; hayatımda hiç casinoya girmedim!
Bilmem anlatabildim mi?
Kumar onamak isteyene değil birkaç bin TL ceza; “idam” deseniz, yine gidecek ve oynayacak!
Çare düşünün!
Eğer çare düşünmezseniz, Rum tarafı, elindeki iki 7’liyle, elinizdeki 4 ası yenecek!
Nasıl mı?
Kazandığınızı sanacaksınız, ama elinizden her şey alınmış olacak!

-*-*-

Haaaa yarın Kıbrıs Cumhuriyeti, Schengen Vizesi olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına “buyurun gelin” derse; iki 7’linin, dört ası nasıl temizlediğini hep beraber göreceksiniz!

casino-featured2.jpg

Bu yazı toplam 1485 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar