1. YAZARLAR

  2. Ertuğrul Senova

  3. Üst-El’in Lapta’ya ‘usulsüz’ kumarhane ısrarı ve bayrakla örtülmeye çalışılan hakikat  
Ertuğrul Senova

Ertuğrul Senova

Gazeteci

Üst-El’in Lapta’ya ‘usulsüz’ kumarhane ısrarı ve bayrakla örtülmeye çalışılan hakikat  

A+A-

“Projeyi henüz görmedik ama başkan bize gösterecek. Bu yatırıma bölgemizin ihtiyacı var.”

Bu sözler, otobüslerle Alsancak ile Lapta'dan Lefkoşa'ya, mahkeme önüne taşınan ve büyük çoğunluğu Lapta-Alsancak-Çamlıbel (LAÇ) Belediyesi çalışanı olan yurttaşlardan bazılarının yanıtı.

Hangi soruya mı?

“Lapta'ya kumarhaneli ve marinalı bir otelin size ve bölgenize olumlu etkileri neler olacak? Neye benzediğini, nereleri kapsadığını biliyor musunuz?”

Bu noktaya geri döneceğim ama önce süreci anlayalım...

Takvim yaprakları 13 Haziran 2020'yi gösteriyor. Koronavirüs pandemisi devam ediyor, Kıbrıs'ın kuzeyine giriş-çıkışlarda karantina gibi tedbirler uygulanıyor.

Turizm dâhil tüm sektörler ‘mücbir sebep’ nedeniyle krizin kıskacında. Tüketim neredeyse durmuş, işsizlik artmış, esnaf kepenk indirmiş, insanlar maaşlarını alamıyor, en önemlisi de hastalık nedeniyle ölüm korkusu yaşıyor...

O gün Ercan Havalimanı'na bir özel jet iniyor. İçerisinden dokuz kişilik bir kafile iniyor. Havalimanındaki polis ve diğer yetkililer, karantina prosedürünü uygulamaya çalışıyor ancak bu kafile, ‘biz özel izinliyiz’ diyor, elini kolunu sallayarak kara Vitolarına binip bölgeden uzaklaşıyor...

YENİDÜZEN bu durumu ertesi gün manşetine taşıyor ve dönemin Turizm Bakanı, şimdinin Başbakanı Ünal Üstel'in görevden alındığı; toplum sağlığını hiçe sayıp ‘özel izni’ verenlerin değil, o izne boyun eğerek dokuz kişilik ekibe kapıları sonuna kadar açan iki polisin yargılandığı süreç başlıyor.

yd-015.jpg

YENİDÜZEN'in söz konusu tarihlerdeki manşetleri... 

Peki, bu dokuz kişilik kafile kimlerden oluşuyordu ve neden adaya gelmişlerdi?

Belediyelerin henüz birleştirilmediği 2020 yılının ocak ayında, dönemin Lapta Belediyesi yönetimi, 2,3 kilometrelik sahil şeridi üzerine, 59 dönümlük bir alana ‘kumarhane-otel-marina’ yapılması yönünde bir ihaleye çıktı.

Bu ihaleye, Hollanda merkezli “Kıbrıs Arenco” ile Türkiye merkezli ATG Group'un (Anex Tour) Kıbrıs'taki yatırımları için kurduğu “Kıbrıs Delux Global Travel Ltd.” katılım gösterdi.

İhaleyi, “Kıbrıs Arenco” isimli firma kazandı. “Kıbrıs Delux Global Travel Ltd.” tarafından sunulan teklif ikinci oldu. Proje için gerekli sözleşme hazırlandı...

1-499.jpg

Kumarhane ve marinalı otel inşa edilmek istenen 2,3 kilometrelik sahil şeridi üzerindeki 59 dönümlük alan…

Birinci gelen şirket, “aniden” çekildi

Ancak aradan bir ay geçtikten sonra Arenco isimli şirket, ani bir kararla bu ihaleden çekildiğini, sözleşmeyi imzalamayacağını açıkladı.

27 Şubat 2020 tarihinde Lapta Belediyesine bir yazı gönderen şirket, “hükümetin en üst kademeleri ile yapılan görüşmeler de dahil süreçte defalarca firma olarak taciz edildiklerini” ileri süren bir açıklama yaptı.

Firma yetkilileri, ortada “haksız rekabet” ve “art niyet” olduğunu da iddia ederek haklarını hukuk yoluyla arayacaklarını öne sürdü. Ancak herhangi bir adım atılmadı...

Bunun üzerine ihale, süreci ikinci sırada tamamlayan “Kıbrıs Delux Global Travel Ltd.” yani, Türkiye merkezli Anex Group'a kaldı.

O dönem yayımlanan pek çok gazete, Anex'e ait şirketin, “hükümet içindeki bazı kesimlerce desteklendiğini” ifade eden manşetler ve özel haberler yayımladı.

Örneğin, 18 Haziran 2020 tarihinde Havadis gazetesinde çıkan bir özel haberde, Anex'e ait şirketin, “dönemin UBP-HP kabinesindeki bir bakanın yardımıyla Kıbrıs'ın kuzeyinde yatırım yapma girişiminde bulunduğu” iddia edildi.

Gazete, bu iddiasını “büyük turizm yatırımları olan” bir kaynağa dayandırdı...

Peki, kimdi bu Anex Group?

Birkaç satır yukarıda yazdığım; özel jet ve özel izinle, pandemi döneminde adaya giren o dokuz kişilik kafile. O kafilede, şirketin sahibi Neşet Koçkar da bulunuyordu...

Kafile, Lapta'daki kumarhane ve marinaya sahip otel ihalesini “kazanmalarının” ardından bölgeyi ziyarete gelmişti.

O özel jette, kendilerine yardımcı olan bakana ‘hediyeler’ bulunduğu, kafilenin ‘kapalı’ olmasına rağmen bir gece kulübüne gittiği gibi çeşitli iddialar, o dönemki gazete manşetlerini süslüyordu.

Ancak bunlar tamamen iddiadan ibaretti.

Kim bu ‘bakan’

Peki, bu şirkete yardımcı olduğu iddia edilen, ihaleyi kazanan Arenco firmasını “tehditle” ihaleden çektiren bakan kimdi?

Özel jet skandalının patlak vermesinin ardından kamuoyu baskısı artmaya başladı. Dönemin Ersin Tatar hükümeti, adeta köşeye sıkıştı. Koalisyon ortağı Halkın Partisi, tabiri caizse “kelle” istiyordu.

Bu sırada bir isim kanal kanal, gazete gazete geziyor; Koçkar ve şirketi Anex'i koruyan, ihalenin devam etmesi gerektiğini savunan açıklamalar yapıyordu.

Dönemin Turizm Bakanı Ünal Üstel.

Üstel, o kadar gözü dönmüş şekilde süreci savunuyordu ki, kafilenin; mensubu olduğu hükümetin pandemi kuralları çerçevesinde ürettiği karantina şartını çiğneyerek Kıbrıs'ın kuzeyine girmesini “büyük bir başarı” olarak nitelendiriyordu.

Başbakan olduktan sonra da bu garip “başarı öyküleri” değişmedi ama konumuz bu değil...

Haziran 2020'de, gazeteci Ali Baturay'ın Haber Kıbrıs'ta sunduğu programa konuk olan Üstel, Koçkar ve ekibinin muhaceret ve sağlık kurallarına uymayarak adaya girmesinin, kendisi için “ikinci planda” olduğunu söylemiş, bu konuda yürütülen soruşturmaya destek vereceğini beyan etmişti.

Kendisi şimdi başbakan ancak ‘Özel Jet Skandalı’na ilişkin soruşturma, söylemlerinin aksine toprağın en dibine gömülmüş durumda.

Üstel, aynı programda, Koçkar ve şirketi Anex’i savunmayı şöyle sürdürmüştü:

“İhaleyi kazanan adamıza gelmeyi talep etmesinde daha doğal ne olabilir ki? Yaşanan tam da budur. Bu temas ve incelemeler yarıda kaldıysa, bunun sorumlusu, bu gereksiz tartışmayı yapanlar veya gerekli muhaceret ve sağlık çalışmaları yapmayan ilgili Bakanlıklardır. Yaşanan olumsuzluklar varsa bunların faturasını Sayın Neşet Koçkar ve arkadaşlarına kesmeye çalışmak ise çok büyük bir hata olur. Hiçbir suç olmayan insanlar adeta linç yaptık. Bu sağlıklı bir davranış değildir.”

Üstel gitti, Anex gitti; Üstel geldi, Anex geldi...

Ünal Üstel, bu minvalde pek çok gazete ve TV kanalına açıklamalar yapmasından kısa bir süre sonra, kamuoyu baskısına dayanamayan dönemin Başbakanı Ersin Tatar tarafından görevden alındı.

Peki, Ünal Üstel’in görevden alınmasının hemen ardından nasıl bir gelişme yaşandı dersiniz?

ATG Group (Anex) CEO’su Neşet Koçkar, “KKTC kamuoyuna duyuru” başlığıyla yaptığı açıklamada, “KKTC’ye yaptıkları iş seyahatinin sonucunda başta Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel olmak üzere, yardımcı olmaya çalışan diğer tüm yetkililer hakkında bir karalama ve linç kampanyası başlatılmış olduğunu gördüklerini” belirterek, “ihaleden çekilme” kararı aldıklarını duyurdu.

“Başta” Ünal Üstel diyor...

Peki, Ünal Üstel’in “Başbakan” olarak atanmasının ardından nasıl bir gelişme yaşandı dersiniz?

“İhaleden çekildik” diyen Anex Tour, ihaleye geri dönme kararı aldı. Yatırımı sürdüreceklermiş...

Tüm bunlar yaşandığı sırada bir çevre örgütü, peşkeş iddialarından öte; söz konusu ihaleyle ilgili bambaşka bir sorunu gündeme taşıdı.

“Green Peace” devreye girdi

Yeşil Barış Hareketi, ihaleyi “kazanan” Anex şirketinin ÇED Raporu ve ‘projesi’ dahi olmadan nasıl kazandığını sorguladı ve konuyu Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme, 24 Ocak 2020 tarihinde ihalenin durdurulmasına ilişkin ara emri kararı verdi.

Ara emri... Yani, dönüşü olmayan hataların meydana gelme olasılığını değerlendirip, süreci durdurdu.

Bu dava, yaklaşık 5 yıldır devam ediyor. Ancak son günlerde aniden ve yeniden gündeme geldi.

‘Gündem’ oluş şekline gelmeden önce, proje ve ÇED Raporu konusunu ufacık irdelemek istiyorum.

ÇED Raporu nedir?

ÇED Raporu (Çevresel Etki Değerlendirmesi), bir projenin doğaya ve insan yaşamına etkilerini analiz eden, sürdürülebilirliği esas alan bir denetim mekanizmasıdır.

ÇED Raporu, çevresel riskleri önceden belirleyerek ekosistemi ve toplumu koruma altına alır. Bilimsel veriler ışığında hazırlanan bu rapor, “Gelişelim ama doğayı yok etmeden!” diyenlerin güvencesidir.

Yani bu rapor, bir ‘proje’ varsa ortaya konabilir.

Ama gelin görün ki bu ihaleyi kazandığı iddia edilen şirketin bir projesi yok...

Projesi olmadığı için ÇED Raporu da yok.

ÇED Raporu yoksa ne oluyor?

Kamu İhale Yasası’nın 8’inci maddesi çok açık; ÇED Raporu olmadan ihale süreci başlatılamaz.

İşte, Yeşil Barış Hareketi buradan hareketle konuyu Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşıdı ve yargıçlar ihaleye ilişkin “ara emri” kararı üretti.

Yazıya bir ‘yanıt’ ile başlamıştım, hatırlıyor musunuz?

“Projeyi henüz görmedik ama başkan bize gösterecek, bu yatırıma bölgemizin ihtiyacı var.”

Bu sözler, otobüslerle Alsancak ile Lapta’dan Lefkoşa’ya, mahkeme önüne taşınan ve büyük çoğunluğu Lapta – Alsancak – Çamlıbel (LAÇ) Belediyesi çalışanı olan yurttaşların bazılarının verdiği yanıt.

Hangi soruya mı?

“Lapta’ya kumarhaneli ve marinalı bir otelin size ve bölgenize olumlu etkileri neler olacak? Neye benzediğini, nereleri kapsadığını biliyor musunuz?”

Peki, bu çalışanları kim Lefkoşa’daki mahkemeye taşıdı?

Taşımacı başkan...

Lapta – Alsancak – Çamlıbel (LAÇ) Belediyesi’nin “bağımsız” başkanı Fırat Ataser.

Ataser, çalışanlarını bir yerlere “taşıma” konusunda deneyim kazanmış bir isim. Zira kendisi, UBP Kurultayı sürecinde, yine pek çok çalışanını otobüslerle Ünal Üstel’in kahvaltı, öğlen yemeği gibi “buluşma” etkinliklerine taşımış, “kalabalık” fotoğraflar için kullanarak UBP seçmeni üzerinde “Üstel kazanacak” etkisini yaratmaya çalışmıştı.

Konuya neresinden girerseniz girin, bir yerden ‘Ünal Üstel’ figürü aniden karşınıza çıkıyor...

Ataser, Çarşamba gün “KKTC ve TC” bayraklarıyla birlikte çalışanlarını mahkeme önüne taşıdı. Hem Yeşil Barış Hareketi, hem de ihaleyi durduran Yüksek İdare Mahkemesi’ni protesto “ettirdi.”

Ben o gün oradaydım. Neden mahkeme önüne geldiğini bilmeyen, sadece “marina inşa edilirse, bölge kalkınacak” söylemini pelesenk etmiş insanlar vardı. “Alkışlayın” denince alkışlayan, “al salla” deyince bayrak sallayan bir grup insan.

Bir de “inşaat” sektöründen, “rüşvet” iddialarıyla anılan isimler ve ihaleye çıkılan dönemin Lapta Belediye Başkanı vardı...

Yine bayraklarla bir şeyler örtülmeye çalışılıyordu. Eylem bitti, bir görevli bayrakları topladı ve bir aracın arkasına tıkıp uzaklaştı. “Yine geleceğiz” dedi...

2-465.jpg

Belediye tarafından mahkemeler önüne taşınan insanlara verilen bayraklar…

Ombudsman’a şikâyet

Bu arada, Yeşil Barış Hareketi, mahkeme önüne “taşınan” çalışanların, belediye meclisinden “oy çokluğuyla” çıkan karar kapsamında “idari izinli” sayılarak protesto etmek için getirtildiğini tespit etti.

O gün belediye, bir “kumarhane – otel – marina” ihalesi uğruna himzet vermedi...

Yeşil Barış, bu konuda Yüsek Yönetim Denetçisi’ne (Ombudsman) başvurarak, nakliye ücretinin nasıl karşılandığını ve ‘protesto’ maksadının hangi yasaya dayandığını sorgulayan bir başvuru yaptı. Umalım ki bağımsız denetçimiz, bu konuda gerkeli araştırmayı eksiksiz şekilde tamamlayıp kamuoyuna duyurur...

Tanık da Başbakanlık’tan

O gün mahkemede, davalı konumundaki belediye başkanı Fırat Ataser, tanık dinletti.

Tahmin edin tanık hangi kurumdan?

Başbakanlık.

Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı, eski Merkezi İhale Komisyonu Başkanı Halil Talaykurt tanık olarak dinletildi.

Talaykurt, komisyon başkanı olduğu dönemde, KIB-TEK’in mevcut müdürü Dalman Aydın ile birlikte “bir firma lehine ihaleye yön vermekle” suçlanıyor.

O gün mahkemede önce “proje ve ÇED Raporu’nun olmaması, böylesi bir projenin engellenmesi için yeterli sebepler değil, daha önce bunlar olmadan da ihalelere çıkıldı” dedi, aslında itiraflarda bulundu...

Tanık ifadesinin sonunda ise, “marina” projesine destek veren tüm isimlere tek tek teşekkürlerini sundu...

3-344.jpg

LAÇ Belediye Başkanı Fırat Ataser ile Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı, eski MİK Başkanı Halil Talaykurt, mahkeme çıkışı “tekke tokalaşması” yapıyor…

Yurttaş bir karar vermeli…

Adrese teslim, yasaya aykırı, usulsüz ihale ve diğer tüm iddiaları bir yana bırakalım.

İhaleyi birinci bitiren ve ihaleden çektirilen Arenco isimli şirket vardı ya? Bu şirketin resmi web sitesine girin ve KKTC projelerine bakın. Orada, bu ihaleyle ilgili hazırladıkları projenin ismi yazıyor: “Milyonerler kulübü.”

Anex’in de inşa edeceği şey, benzer olacak. Girmenizin yasak olduğu bir kumarhane, girmenizin yasak olduğu bir sahil şeridi ve deniz, girmenizin yasak olduğu özel bir mülk...

Özelde Lapta’daki, genelde ise tüm yurttaşlar karar vermeli: 2,3 kilometrelik sahil şeridi üzerine, 59 dönümlük bir alana “zenginler kulübü” yapılmasını gerçekten istiyor musunuz? Çıkarınız ne olacak?

Bu çıkar, Lapta’nın eşsiz sahillerinden, maviye, ufuğa, umuda bakmaktan daha mı büyük?

Bu yazı toplam 2346 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar